İş Başka Aşk Başka

iş başka aşk başkaİşiniz Aşkınız mı?

Geçtiğimiz günlerde bir İzotomi görüşmesinde karşımdaki öğrenci şöyle dedi. “Ben iş başka aşk başka olsun istemiyorum, işim benim aşkım olmalı.” Bu arada İzotomi nedir derseniz; genç bireylerin meslek tercihleri aşamasında, kendileri için en doğru mesleği seçmelerine yardımcı hizmet. Bu tanım beni çok etkiledi ve sonrasında kendi deneyimlerimi düşünmekten alıkoyamadım kendimi.

Bir önceki işimde çalışırken, farklı departmanlarla ortak bir çok iş yapardım. Örneğin bazı işlerde muhasebeden destek alırdım. Muhasebe herkesin bildiği üzere yoğun ve işlerin arka planındaki destek departmanıdır. Yaptığınızın sonuçlarını ve etkilerini göstermeniz çok kolay olmaz. Ben ne zaman muhasebeyi aramam gerekse, genellikle aynı kişiye ulaşmaya çalışırdım. Çünkü onun, hizmet verdiği veya beraber çalıştığı kişiye olan tavrı diğerlerinden farklıydı. Ne yapıyor olursa olsun, sen aradığında işini bırakır, seni dinler ve bir şekilde yardımcı olmaya çalışırdı. Kendi halledemese bile, işin sahibinin kim olduğunu söyler ve beni yönlendirirdi. Sorumluluk almaktan çekinmez ve işin sadece kendini ilgilendiren kısmını değilde bütününü bilirdi.

Oysa işyerlerinde çoğu zaman şu diyaloğu deneyimliyoruz.

-Bu benim işim değil / bu bizim departmanın işi değil.

-Peki kim yapar sence bunu, kim yardımcı olur bana?

-Onu bilemem, ama ben yapmıyorum.

Yani bana bulaşma da nasıl yaparsan yap işini dercesine.

Aynı yerde çalışmalarına, aynı eğitimi almalarına hatta belki de aynı maaşı almalarına rağmen, işlerini nasıl bu kadar farklı yapabiliyorlardı?

İş, Kariyer, Meslek Aşkı, Sizin ki Hangisi?

Aradaki fark işlerini tanımlama şekilleriydi. Uzmanlar işimiz sözkonusu olduğunda üç farklı bakış açısı olduğunu söylüyorlar

-Birinci grup, işini sadece bir görev olarak görenler, işten elde edecekleri en önemli getiri parasal kazançtır.

-İkinci grup, işini kariyer olarak görenler. Yani işinde en çok yükselmeyi, terfi etmeyi önemseyenler. Parasal yönünden çok ünvanla beraber kazanacakları sosyal statü ve güçle ilgilenirler.

-Üçüncü grup ise, işini meslek olarak tanımlayanlar, yani işlerini yüksek bir amaca hizmet olarak görenler. İşlerini meslek aşkıyla yaparlar ve işlerini topluma katkıda bulunan bir araç olarak görürler. Bu gruptakiler işlerini hayatlarındaki tatmini sağlayan bir unsur olarak görüp işlerini, insanlık için önemli bir iş yapmakla ilişkilendirirler. Buna bağlı olarak da uzmanlar çalışanların iş tanımlarını meslek tanımı olarak değiştirmelerini de tavsiye ediyorlar.

Aynı eğitimi gören aynı işi yapan ve aynı toplumsal çevrede yaşayan bir grup üniversite yöneticisini incelediklerinde üçte birinin işini görev, üçte birinin işini kariyer ve kalan üçte birinin de meslek aşkı olarak gördüğü bulunmuştur.

Böyle baktığınızda genellikle doktor, bilim adamı gibi çalışanların üçüncü gruba girdiğini düşünebilirsiniz. Ama araştırmalar, aynı eğitim seviyesi, aynı iş ve aynı maaş seviyesinde bile çalışanların tüm gruplara neredeyse eşit olarak dağıldığını gösteriyor. Yani doktorluğu sadece bir iş gibi görenler olduğu gibi, hayatının anlamı olarak görenlerde var. Ya da görevi okulda temizlik yapmak dahi olsa, “ben çocukların daha temiz ve sağlıklı bir dünyada yaşaması için çalışıyorum” diyenler de var.

Sizin İşinize Bakış Açınız Ne?

Burada önemli olan sadece birini doğru, diğerlerini yanlış olarak değerlendirmek değil. Yaşamdaki ve işteki doyum, gelir düzeyi ya da mesleki saygınlıktan çok, bireyin işine hangi gözle baktığına bağlı. Önemli olan siz kendinizi nerede görüyorsunuz ve bundan sonra nerede olmak istiyorsunuz. 

 

(Visited 96 times, 1 visits today)