İş Hayatında Zihin Oyunları

iş hayatında zihin oyunları

“Bir kitap okudum hayatım değişti” dedirtecek bir kitap okumak istermiydiniz. O zaman böyle buyrun.

 

İş hayatında zihin oyunları dediğimizde ne anlıyoruz.  En basit şekliyle zihnimizin bize oynadığı oyun tanımıyla, bizim kendi kedimize engel koymamız bunun da bizim iş hayatında tökezlememize neden olmasından bahsediyoruz.

Peki bu tanım ilk nereden çıktı. Koçluğun atası sayılan Timothy Gallwey, tenis koçluğuna başladığı sırada, aslında klasik öğrenme metodunun pek de işe yaramadığını fark ediyor. Ve düşünmeye başlıyor öğrenme zihinde nasıl gerçekleşiyor. Bunu sorgularken fark ediyor ki tenis öğrenmeye gelen bir oyuncu aslında kendi düşünce kalıplarını da beraberinde taşıyor ve koç ona ” topa şöyle vur, elini böyle kaldır” dediğinde, önyargı ile baktığı olayda hemen kalıplar devreye giriyor ve istese de iyi bir vuruş yapamıyor, koç da klasik öğrenme metodu ile devam ettiğinde herşey tam bir kaosa dönüşüyor ve süreç kendini sürekli olumsuz olarak tekrarlamaya devam ediyor. Dolayısı ile koç, öğrencinin zihninde süregelen bu eleştirel konuşmaları bir anlığına susturabilmek için ilgiyi daha spesifik bir konuya çekse ve sadece oyuna konsantre olmasını sağlasa sonra da öğrenciyi yargılamadan ona geri bildirimde bulunsa daha doğal bir öğrenme süreci yaşanır mı acaba der ve görür ki süreç bu şekilde ilerlediğinde başarı zahmetsizce kendiliğinden gelmektedir.

Peki nedir oyuncunun zihninden geçenler?

Aslında bunlar hemen hepimizin her günkü yaşantımızda karşılaştığımız diyaloglar: Önemli bir toplantıdan hemen önce kendi kendimize “umarım bu sefer güzel bir sunum olur, bunu başarmam lazım, yoksa başım gerçekten belada” dediğimizde, ya da önemli bir görüşmeden önce “onu etkilemem lazım, bildiklerimi aktarabilmek için fazla zamanım yok, bu işi almam lazım” dediğimizde, ya da aslında hobi amaçlı dahi olsa spor yaparken iyi performans göstermek istediğimizde “o kadar da spor yapıyorum, hocamın dediklerini neden yapamıyorum anlamadım” dediğimizde zihnimizdeki biz değilde, bir diğer benlik konuşur adeta, buna benlik 1 deriz. Bu arada görevi de sadece konuşmaktır başka da pek birşey yapmaz.  Eleştirir, yorumlar, karışır. Oysa tüm işi diğer benlik yani benlik 2 yapmakmaktadır.

Benlik 2 doğuştan tüm yeteneklere sahiptir. Daha küçücük birer çocukken herhangi biri bizi ulaşmak istediğimiz hedeften caydırabilir miydi? Ya da bahçedeki kediyi takip ederken dikkatimizin herhangi bir şekilde dağılması mümkünmüydü. Pek sanmıyorum.

Aslında zaman içinde sistemin ve çevremizin de etkisiyle kendimize olan güvenimiz azaldı ve adeta kendi kendimizle yarışıp kendi kendimize engeller koyar olduk.

İşte Timothy Gallwey de İş Hayatında Zihin Oyunları adlı kitabında Benlik 1 ve Benlik 2 olarak adlandırdığı zihnimizdeki bu oyunlara nasıl dur diyeceğimizi anlatıyor. İş hayatında performansımızı sınırsızca nasıl sergileyebileceğimizi yaşanmış örneklerle açıklıyor. Örneklerin tamamı gerçek tecrübelerden oluşması uygulanabilirliğini arttırıyor. Kitap iş hayatınızda size destek olacak bir kaynak niteliğinde. Keyifle okuyun ve deneyimleyin.